Somon balığı çok sevdiğim ve son derece faydalı balıklardan bir tanesi.
Genelde bilinen klasik yöntem ile sadece tuz ve karabiberle ızgara tavada pişirirdim.
Geçenlerde sevgili arkadaşım Deniz değişik bir tarif verdi , kendisi yapmış çok beğenmişler.
Ben dururmuyum hemen kolları sıvadım ve sonuç gerçekten başarılı:)
Ben az miktarda yapıp denemek istedim ama beğenilirse az az sık sık yapılabilir .
Ayrıca balık fileto olursa daha iyi olur ama benim aldığım gün balıkçımda sadece yuvarlak klasik dilimler vardı.
Sizinle kendi ölçülerimi paylaşıyorum.
Malzemeler:
- 2 adet somon dilim ( derisi ve kılçığı çıkartılmış
- 1/2 çay bardağım kaya tuzu
- 1/2 çay bardağı toz şeker
- 1 bağ dereotu
Cam kabın dibine dereotlarını iri iri doğranmış olarak yerleştiriyoruz. Tuz ve şekeri karıştırıp somonların her tarafını bu karışım ile bulayıp dereotlarının üzerine yatırıyoruz , artan karışımı üzerine yayıyoruz. Cam kabı stretch flim ile kapatıp buz dolabına koyuyoruz. Dereotu süzgeç vazifesi görüyor Her gün dibinde biriken suyu süzüyoruz. Yaklaşık 5 ya da 6 gün sonra yemeğe hazır hale gelmiş olacaktır. İnce ince dilimleyerek servis yapabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın.
19 Şubat 2013 Salı
Somon Gravlaks - Sevgili Deniz'den:)
23 Ocak 2013 Çarşamba
Tavada Yağsız Hamsi
Balık , her akşam yesem bıkmayan,denizden babam çıkasa yerim diyenlerdenim :)
Dün akşam yağ konusunda çok fazla cimrilik ederek pişirdiğim hamsilerimizi bir çırpıda bitirdik, bu akşamda yapsam ev halkı hayır demez:)
Kullandığım mısır unu da çok güzeldi , dün ilk defa farklı bir yerden aldım çok başarılı.
Tamamen un gibi değil hafif taneli ve rengide güzel bir sarı. Balığa çok yakıştı.
Bir de ekmek yapıyım bakalım nasıl olacak :)
Malzeme vermeye hiç gerek yok.
İstenildiği kadar kılçıkları alınmış hamsiyi
az tuz ve bol mısır unu ile harmanlıyoruz, çok az zeytinyağ ile silinmiş tavaya çiçek gibi dizip orta ateşte önce bir tarafını sonra bir kapak yardımı ile çevirip diğer tarafını da pişirip servis tabağına alıyoruz.
Sağlıcakla kalın.
24 Kasım 2011 Perşembe
Palamut Buğulama Ocakta
Uzun zamandan sonra mevsimini kaçırmadan bir müddet önce yapmış olduğum lezzeti yiyenler tarafında onaylanan palamut buğulamayı paylaşmak istedim.
Malzemeleri ve yapılışı basitmi basit ama yemesi nefismi nefis:-)
Malzemeler ;
- 2 adet kalın halka doğranmış palamut ( buğulam için kalın doğranırsa daha güzel oluyor )
- 3 adet iri boy kuru soğan ( kalın olarak halka halka doğranmış )
- 3 adet patates ( halka halka doğranmış )
- 2 adet domates ( halka halka doğranmış )
- yarım demet maydanoz
- 2 adet limon ( halka halka doğranmış )
tuz , karabiber , zeytinyağı
Tepsimizi çok az yağlıyoruz aralara çok az tuz ve karabiber serpiştirerek sırasıyla soğan , patates , balık , domates , maydanoz ve limonu yerleştiriyoruz. En üstüne çok az zeytinyağı gezdirip tepsinin üzerini folyo ile kapatıp çok harlı olmayan ateşte pişiriyoruz. Suyunu salacağı için son 5 dakikasında folyoyu açık olarak pişiriyoruz suyunu hafifçe çektiriyoruz.
Ocakta pişme işleminden sonra çok az bir müddette fırının ızgarasında tutulabilir.
Sağlıcakla kalın.
4 Ekim 2010 Pazartesi
Karadeniz ve Kuzinede Alabalık

Böyle bir güzelliği görmeden sakın ömrünüzü geçirmeyin derim.
Yeşilin bu kadar çok tonu olabileceği ancak oralara gidildiğinde anlaşılabilir.
Bulunduğum mevki Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinin Çat Köyü civarı , aslında tam köy değil köyün eteklerinde sonradan kurulan bir yerleşim yeri. Genelde yazları 10 - 15 evin canlı olarak bulunduğu kışları herkesin ya ilçedeki ya da büyük kentlerdeki evlerine çekildikleri çok sevimli bir yerleşim birimi ,doğa harikası.
Evlerin dışında her türlü hizmet veren birde pansiyonu bulunmakta " Cancık Pansiyon " her türlü hizmet diyorum , hem pansiyon , hem market , hem kahve , hem restaurant hemde terminal :-)
http://cancikpansiyon.net/index.htm
Her sabah saat 06,30 civarı kalkıp kayınpederim ve eşim ile bu köprüye ( Çılanç Köprü ) kadar sabah yürüyüşümüzü yapıp hemen yanı başından akan mis gibi suyudan bir bidon su doldurup eve dönerek kaymak ve baldan oluşan kahvaltımıza kavuşuyorduk:-)
Yol boyunca yüzlerce çeşit bitki bizlerle birlikte sanki seyehat ediyor. Renkler artık yavaş yavaş sonbaharı hatırlatsa bile hala canlı ve parlak hayat dolular. Hele birde hafif bir yağmurun ardından tertemiz görünümleri insanı hayran bırakıyor. Etraf kuşburnu dolu , çocukluğumda teyzemlerin gün boyunca çuvallarla yaptığı kuşburnu marmelatları gözümün önüne geldi , en zor ve emek isteyen işlemlerdi , acaba hala aynı zorlukla yapanlar varmıdır yoksa teknolojik aletlerden faydalanılıyormudur?
Hemen hemen hergün bir , iki , bazen üç tane bunun gibi tatlımı tatlı komşu kızları hemen evin önündeki çitin ardında bulunan küçücük derenin başına geliyorlar, Hele hava sıcak oldumu hem su yanında olmak hemde ağacın gölgesine sığınmaktan başka çareleri yok.
Bulunduğumuz ortamdaki yegane sesler ; kuş , dere ve ineklerin boyunlarındaki çan sesleri. Daha sonra İstanbul'a gelince hele işe başladığım ilk gün etraftaki insan ve ses kirliği beni kısa süreli bunalıma soktu , " ne işim var benim burada " dedirtti. Ama maalesef hemen adepte oluverdim :-)
Sabahları yanan kuzine öğlene doğru sıcak havanın etkisiyle ihtiyacını yitirirken akşam 7 den sonra çıtır çıtır yanan odunlarıyla kırmızı ışık saçan şömine vaz geçilmez bir tat veriyor. İster Eylül ayında ister Temmuz ayında olun şömine ve yün yorgan hiç bir zaman fazla gelmez oralarda , bunlar oranın en zevkli parçalarıdır.
Evimizin çok yakınında çok büyük bir alabalık çiftliği var. Alabalıklar dere suyunda yetiştiriliyor .Alabalık yemek köye gidince kaymak , tereyağ yemek kadar önemli. Hem çok lezzetli hemde görerek satın almak ayrıcalıklı.
Bu çiftlikte sanırım 20 nin üzerinde havuz mevcut , havuzlarda inanılmaz çoklukta balık mevcut , bazıları damızlık ve anaç neredeyse torik büyülüğünde bazılarıda fotoğrafta ne kadar fark edilebilir bilmiyorum ama sarı ve mavi .
Ya fırında ya da tereyağda kızartma şeklinde yediğimiz balığı bu sefer ben ele alarak , bildiğim bir tarif ile yaptım. Bu tarifte sevgili arkadaşım Özlem'in palamut tarifinden yola çıkılan bir tariftir , sadece limonu unutulmuştur :-)Bu kadar güzel yerlerin arasında sizlere birazda yemeğimizi tanıtayım :-))
Güzelce temizlenip ayıklanmış balıkları çok az tuzluyoruz. Ocağın üzerinde pişmeye uygun tepsi hafifçe zeytinyağı ile yağlıyoruz.
Sırasıyla ; halka halka doğranmış kuru soğanı tepsiye diziyoruz , üzerine halka halka çok kalın olmayacak şekilde doğranmış patatesleri diziyoruz . Balıkları yatırıp içlerine bir kaç parça sarımsak koyup , domates , yeşil biber , kalan sarımsakları ve maydanozları fotoğrafta görüldüğü gibi yerleştirip üzerine çok az karabiber serpip ufak parçalar halinde tereyağını koyuyoruz.
Daha sonra ,tabi ben bulunduğum ortamın güzellerinden faydalanarak üzerine bir büyük boy tepsi kapatıp kuzine üzerinde yavaş yavaş pişirdim , ama kısık ateşte ocakta yapılabilir.
Sobanın üzerinde suyunu salıp soğan , patates ve balıkları pişen yemeğimizi.
Kuzinenin fırınına ya da şehir koşullarına göre normal fırına atıyoruz. Bir müddet kızarmasını sağlıyoruz.
Hafifçe kızarıp suyunu çekmiş olan yemeğimiz afiyetle yemeğe hazır hale gelmiş bulunmakta :-)
Yanına ise sadece mis gibi yörenin bahçelerinden kopmuş çıtır çıtır marul salatası ve nacizane birer dublede rakı :-))
Ama bu yemeği yaparken mutfak penceresinden görünen manzarayıda sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. Kıskanılmayacak gibi değil değilmi :-)
Bu manzarada salonun penceresinden dumanın dağlardan inmeye başladığını gösteren manzara .Güneşte ayrı , dumanda ayrı , yağmurda ayrı güzel.
Bir haftalık tatilimizin dönüş yolunda restore edilen Zil Kaleyi gezmeyi planlıyorduk ama kısmet olmadı sadece yenilenmiş hali ile fotoğraflarını çektim.Epeyce büyütmüşler ama kullanılan taşlar geçmişi değilde günümüzü çağrıştırıyor , ama söylenen 1 sene sonra tüm kullanılan yeni taşlar eski havasına bürünecekmiş , umuyorum.
Köyden Pazar'a inerken bindiğimiz minibüsün diğer yolcuları ise tüm yolculuk boyunca güzel sesleri ile bize eşlik eden bu sevimli ördeklerdi:-)) Yazlık evlerinden kışlık evlerine göç ediyorlardı , tüm yazı yaylada geçirmişler kışı Pazar'daki evlerinde geçireceklermiş , özgürlükleri biraz kısıtlanacak ama Nisan ayı gibi gene özgür özgür yaylalarında dolaşırlar :-)
Ve işte yolcuğun son noktası , yaklaşık 10 saat kadar Trabzon'da vakit geçirip bineceğimiz uçağı beklerken olan halimiz:-)
Bu güzellikleri mutlaka yaşayın , 1 haftalık denizde harcağınız zamanı burada harcadığınız zaman inanın sanki 1 ay tatil yapmış gibi dinleniyorsunuz.
Sağlıcakla kalın.
8 Mart 2010 Pazartesi
Çiçekler İçindeki Lezzetler

Bu renk cümbüşü içinde yüzümüzde ufakta olsa bir tebessüm ve huzur ifadesi olmamasına imkan varmı?
Cumartesi akşamı özel bir anı kutladık ve bu özel an için evimize gelen konuklarıma bu güzel çiçekleri hazırladım. Yemek esnasında hem masamızı hem de salonumuzu süslediler , misafirlerimiz evlerine giderkende kucaklarını , ve şu anda eminim onların evlerini süslüyorlardır.
Sofra planımı yaparken ortaya şık bir çiçek koymayı düşündüm , sanki yemekteyiz programı gibi:-) Ama epey kalabalık olacağımız ve hazırladığım yemek ve mezeler için yeterli yer kalmayacağını düşünerek ufak saksılarda topraklı çiçekleri süslemek bana daha mantılıklı geldi.Hem daha sonra bu güzel çiçekleri misafirlerime hediye edip onları mutlu etme şansını yakalamış oldum:-)
Plastik saksıları öncelikle aleminyum folya ile sardım , daha sonra zamanında hemen hemen her çeşidini almış olduğum tabak süs kağıtlarına oturtup saten kurdele ile açılmaması için bağladım , ve ortaya çok şık bir görüntü çıktı.
Fotoğraftaki bol çiçekli açelya ise bana ait ve en sevdiğim çiçeklerin başında gelir. Vazo çiçeği yerine açelyayı mevsiminde her zaman tercih etmişimdir , suyunu ihmal etmediğiniz takdirde uzun süre size çiçekleriyle salonunuzda eşlik eder.
Balık sofrası hazırladığım zaman vazgeçilmez ekmeğim olan mısır ekmeğini tabiki her zamanki gibi bu seferde yaptım. Bu sefer malzemelerinde farklılık yarattım , şimdi beni tanıyanlar , " ona farklılık değil , ne bulduysan koydun denir " diyecekler , eee haksızda sayılmazlar :-))
Malzemeler:
- 2 yumurta
- 4 çorba kaşığı mısır unu
- 4 çorba kaşığı buğday unu
- 1 su bardağından biraz az süt
- 1 çorba kaşığı kadar zeytinyağı
- istenildiği kadar tuz
- 1 çay bardağı hafif dövülmüş fındık
- 1/2 paket kabartma tozu
- üzerine susam
Yumurtayı iyice çırptıktan sonra sütünü , yağını ekleyip tekrar bir müddet çırpıyoruz. Unları , kabartma tozunu fındıkları ve tuzu ekliyoruz ve hafifçe karıştırıyoruz , eğer katılık hissedilirse biraz daha süt katılabilir ( kıvam bozadan biraz daha katı olabilir ).
Yağlayıp unladığımız fırın kabımıza döküp , üzerine bolca susam serpip 180 derecede önceden ısıtılmış fırında pişine kadar tutuyoruz.
İşte balığın yanında gene bir yaratıcılık örneği :-)Aslına bakarsanız sarımsaklı pazı kavurması yaparken pazının saplarını ayırmam ve sonra birden dolaptaki diğer sebzeleri eklemem sonucu ortaya çıkan bir lezzet. Hiçte fena olmadı , hatta epey beğenildi:-)
Değerlendirmek amacıyla yapılabilecek bir çeşit.
Mazemeler :
- 1 bağ pazı sapı ( küçük küçük doğranmış )
- 1 orta boy havuç ( uzun uzun ama ince doğranmış )
- 1 adet kırmızı ( paprika ) biber ( uzun uzun doğranmış )
- 1/2 demet taze soğan
- 4-5 diş sarımsak ( 2 ye bölünmüş )
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı
- istenildiği kadar tuz
- 1/2 kesme şeker
Tüm doğranan malzemeleri , yağı ve tuzunu teflon tavaya koyup , üzerine bir kapak kapatıp sebzeler pişene kadar ara sıra karıştırarak kısık ateşte tutuyoruz.Pişmeye yakın kapağını açıp salan suyunu biraz harlı ateşte çektiriyoruz.
Genelde diğer sunduğum yemekler salata ağırlıklı olduğu için paylaşmıyorum ,zaten balık olunca hele birde fırında levrek , işte o zaman salatadan başka hir birşeye aslında gerek olmuyor. ( Yukarıdaki fotoğraf başka bir akşam yemeğinde yapmış olduğum levrek ve çupralara aittir , bu sefer fotoğraf çekemedim)
Sağlıcakla kalın.
12 Ocak 2010 Salı
Hamsili Pilav
Sanırım geçen sene Hamsili Pilav'ın tarifini vermiştim ama şu sıralar hamsiler çok güzel olduğu ve bende gene yapmaya başladığımdan tarifi tekrar etmek istedim.
Üstelik bu sefer adım adım tarif vereceğim , ne şans ki bazı aşamalarında fotoğraflarını çekmişim :-)
Bu sefer malzemeleri liste halinde değil , fotoğraflarla birlikte anlatarak vereceğim. 2 su bardağı pirinci iyice yıkıyoruz ve suyunun süzülmesi için süzgeçte bırakıyoruz.
Öncelikle 1 çay bardağı kadar çam fıstığını 1/2 çay bardağı kadar zeytinyağında pembeleşene kadar kavuruyoruz. Sonra parçalayacıdan geçirdiğimiz orta boy 4 ya da 5 adet soğanı fıstıklara ilave edip iyice pişiriyoruz. Daha sonra baharatlardan , karabiber , yenibahar , 2 tatlı kaşığı kadar kuru nane , tuz ve bir müddet sıcak suda bekletip şişen 2 çorba kaşığı kadar dolmalık üzümü ilave ediyoruz . Bu karşıma süzgeçte bekleyen piricimizide ekleyip çok az kavuruyoruz . Yaklaşık 1,5 su bardağı su koyup pilavımızı pişiriyoruz.
Pilavımız demini aldıktan sonra dibini yağladığımız fırın kabımıza biraz mısır unu serpiyoruz ve kılçıklarını çıkartarak temizlediğimiz yaklaşık 2 kilo hamsimizi çiçek şeklinde sık aralıklarla diziyoruz . Dizerken kenarlarda dik olacak şekilde hamsileri yerleştiriyoruz. Daha sonra pişirmiş olduğumuz pilavı hamsilerin üzerine boşaltıp iyice yerleştiriyoruz.
İlk olarak yanlara dik olarak yerleştirdiğimiz hamsileri pilavın üzerine kıvırıyoruz daha sonra fotoğraftaki gibi çiçek dizimine başlıyoruz.
Not : Vermiş olduğum ölçüler büyük boy yuvarlak Borcam için yeterli miktardadır .
Tüm hamsileri hiç boşluk kalmayacak şekilde çok sık hatta üst üste gelecek şekilde diziyoruz. Sık olmasının amacı pişerken açılma yapacakları için pilavın ortaya çıkmaması.
Üstüne çok az zeytinyağ gezdirip mısır unu serpiştiriyoruz ve 190 derecelik önceden ısıtılmış fırına koyuyoruz.
Yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi kızarınca fırından çıkartıp pasta gibi kesip dilimleyerek servis yapıyoruz.
Sağlıcakla kalın.
1 Mart 2009 Pazar
Sirkede Hamsi

Sanırım geçen sene bu tarifi vermiştim ama uzundan zaman geçipte dün akşamda yapınca tekrar paylaşmak istedim.
Üstelik bu seferkinin fotoğrafı daha güzel :-)
Yavaş yavaş Karadeniz hamsisinin sonlarına yaklaşıyoruz , sanırım bir kaç hafta sonra sadece Marmara hamsisi bulabileceğiz. Ben Karadeniz hamsisini daha çok seviyorum , her ne kadar Marmara hamsisi iri olsada Karadeniz hamsisi çok daha lezzetli oluyor. Bu sebep ile dün akşam yemeğe gelen arkadaşlarıma fotoğraftaki hamsiyi yaptım , Karadeniz hamsisinden lezzetli oluyor.
Malzemeler;
- 1 kilo hamsi
- sirke
- tuz
- zeytinyağı
- kırmızıbiber
Hamsilerin içlerini temizleyip kılçıklarını çıkartıp yıkadıktan sonra bir müddet suyunun süzülmesi için bekletiyoruz.
Hamsileri açık olarak bir kabın içine bir kat hamsi üzerine sirke ve tuz olacak şekilde bitene kadar diziyoruz.
Bu dizilmiş sirkeli tuzlu hamsilerin üzerini iyice kapatıp buzdolabında 2 saat kadar tutuyoruz .( daha fazlada tutabilirsiniz ama 2 saat bile yeterli oluyor )
Daha sonra sirkeyi süzüp su ile bir kaç kere balıkları fazla zedelemeden tuzu çıkana kadar yıkayıp servis kabına bir sıra hamsi ve üzerlerine kırmızıbiber serperek sıra sıra diziyoruz en son olarakta üzerine biraz sirke ve zeytinyağ ile servise hazır hale getiriyoruz.
2 saat kadar sirke ve tuzda bekleyen hamsi tamamen pişmiş oluyor ve yumuşacık ağızda dağılıyor.
Dün akşam bir arkadaşım ilk defa yedi , epey tedirgin ağzına aldı ama sonra "hımm çok lezzetli " dedi :-))
Sağlıcakla kalın.
5 Kasım 2008 Çarşamba
Palamut Tava

Dönemin sıkça bulunan balıklarından palamut . Bu sene epey sıklıkla yapıyorum , ama fiyatı hiç gerilemedi aynı seviyede devam ediyor . 3 sene önceydi yanılmıyorsam palamutu nerdeyse bedava vereceklerdi o kadar ucuz ve boldu . Ama şimdi dikkat ediyorum , balıkçıma her gittiğimde fiyatlar sabit hatta geçen hafta biraz daha yükselmişti.
Umarım kısa zamanda ucuzlarda herkez için alınabilecek seviyeye gelir.
Geçen haftasonunda misafirlerime mısır ununda kızarttım , gerçekten çok lezzetli oldu.
Bence mevsimini kaçırmadan yapın.
Sağlıcakla kalın
21 Eylül 2008 Pazar
Fırında Folya Kağıdında Patates ve Palamut

Uzun uzun malzeme sağmayacağım.
Öncelikle palamuttan bahsedeyim;
Dört parçaya bölünmüş palamutların her iki tarafını da tuz ve karabiber serpiştirdim, daha sonra bir kabın içine bir sıra balıkları dizip üzerine çok az zeytinyağı gezdirip defneyaprağı koydum, bu yöntemi sıra ile balıklar bite kadar uyguladım. Kabın üzerine stretch sarıp buzdolabında en az 5 saat kadar beklettim. Pişirirken fırını 170 dereceye ayarlayıp tepsiye fırın kâğıdı serip balıkları üzerine dizdim ve fırına verip pişirdim.
Sıradaki tarif ise patatese ait;
Taze patatesleri iyice yıkadım, bir kabın içinde zeytinyağı, kekik, beyaz biber, tuz ve kırmızıbiberi karıştırdım. İki kat hazırladığım A4 sayfası büyüklüğündeki folyo kâğıtlarının üzerinde patatesin üzerine hazırladığım karışımı iyice sürdüm ve bohça şeklinde folyo kağıtlarını kapattım. Bu sistemle tüm patatesleri hazırladım. 180 derecelik fırında pişirdim ve balıkla birlikte sıcak olsun diye bir müddet daha fırında tutup servis yaptım.
Kabuğunu soymadan yenilebilecek bir lezzette olmuştu.
Sağlıcakla kalın.
4 Eylül 2008 Perşembe
Fırında Sebzeli Palamut

Bu senenin ilk palamudunu bize sağ olsun sevgili arkadaşım Özlem dün akşama yedirdi. Laf aramızda çok güzel ve lezzetli yapmış, şimdi duyarsa şımarır :-).
Ama şu bir gerçek ki ben onun kadar lezzetli yapamayacağım için artık palamudu hep onlarda yemek zorunda kalacağız :-))).
Ellerine sağlık canım arkadaşım.
Malzemeler;
- 4 adet palamut fileto doğranmış
- 1 adet büyük boy patates ( küçük küçük küp şeklinde doğranmış )
- 4 adet yeşilbiber ( şerit şeklinde doğranmış )
- 1 baş soğan ( ay şeklinde kesilmiş )
- 2 adet domates ( küp şeklinde doğranmış )
- Maydanoz ( biraz irice kıyılmış )
- 1 adet limon
- Bir miktar zeytinyağı
- Tuz ve karabiber
Tepsiye öncelikle balıkları dizip sonra en üst kısma halka halka kesilmiş limonlar gelecek şekilde tüm malzemeleri koyuyoruz. Fırına verirken üzerine zeytinyağını gezdiriyoruz ve 180 derecelik fırında pişene kadar tutuyoruz.
Afiyet olsun.
Sağlıcakla kalın.
13 Ağustos 2008 Çarşamba
Kiremitte Tereyağlı Alabalık

Tatilimizi birlikte geçirdiğimiz sevgili arkadaşım Özlem’leri dün akşam tatil dönüşü yemeğe çağırdım. Grubumuzda bir tek ben bir hafta daha izinde olduğum için çalışmaya gidenlere bakmakla görevlendirildim :)
Tatil dönüşü yolda gelirken bir yerde “ kiremitte alabalık “ yazısı gördüm ve dilimi tutamayarak “ yarın akşam gelin size kiremitte tereyağlı alabalık yapayım “ dedim ve canım annemin sözü hemen aklıma geldi “ dilim senden çekerim zülüm “ ama çok geçti, , herkes “ oooo tamam geliyoruz yap “ dedi :)
Uzun zamandır alabalık yapmamıştım, aslında Karadeniz’de ( inşallah Şeker Bayramında doyasıya yeriz çünkü Çamlıhemşin’e gideceğiz ) ya da dere kenarında çiftliklerinde yemek en lezzetlisi ama benim yaptığımı da beğendiler.
Dün sabah sadece abalık almak için gittiğim Carefour’dan elim kolum dolu olarak en son balığı alarak 3 saatte çıktım, ama ne yapayım tüm mağazalar indirim yapmış ve hepsi beni bekliyorlardı, üstelik iş günü o kadar da tenhaydılar ki içim gitti doğrusu :)
Artık balığı anlatmanın zamanı geldi sanırım :)
Malzemeler;
- 5 adet alabalık ( siz âdeti belirleyebilirsiniz, ben 5 kişilik yaptım )
- 4 adet soyulmuş ve dilim dilim doğranmış domates
- 5 adet taze soğan
- Her bir balık için 1 çorba kaşığı kadar tereyağı
- Tuz
Balık şeklindeki güveçleri tereyağı ile yağlıyoruz. İçine tuzladığımız balıkları koyup yanlarına domates ve yeşil soğanları yerleştiriyoruz, sivri biberde yakışır ama ben konuklarım pek sevmediği için koymadım. Tereyağlarını parça parça balığın içine üzerine ve kenarlarına yerleştirip önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişene kadar tutuyoruz.
Sağlıcakla kalın.
21 Nisan 2008 Pazartesi
Sirkede Hamsi
Hamsi için herhangi bir miktar vermeyeceğim , istediğiniz kalmış.
- Ayıklanıp kılçıkları çıkartılmış hamsileri bir çukur kabın içersine açarak yerleştirin .
- Her sırasının üzerine tuz serpin ( çok fazla değil )
- Üst üste konan hamsilerin üzerinden çıkacak şekilde sirke koyun ve bu şekilde 3 ya da 4 saat bırakın ( daha çokta kalabilir ama o zaman hamsiler eziliyor )
- Sirkeyi döküp hamsileri tazzikli olmayan suyun altından hemen geçirin
- Suyunu süzdürdüğünüz hamsileri bir tabağa açık olarak serip üzerine kırmızı biber ve zeytinyağ gezdirdikten sonra servise hazır hale getirin
Sağlıcakla kalın.
Hamsili Pilav
Bu akşam yemeğe arkadaşlarımız vardı , gelenlerin hepsi özmü öz Trabzon’lu , benim eşimde Çamlıhemşin’li ben Karadenizli olmasam bile aralarında tam bir Karadenizli gibi oldum :)
Bende düşündüm ne yapsam onlara ilginç gelir dedim ve Hamsili Pilav yapıyım dedim .
Aslında bu tarifi daha önce verecektim ama bu güne kadar beklettim , yapıp kendimi sınamak istedim , veee arkadaşlarım ve eşimden tam puan aldım :)
Yukarıdaki fotograf benim yapmış olduğum değil 1 hafta önce eşimin teyzesinin yapmış olduğu Hamsili Pilavdır . Maalesef ben fırından çıkarınca fotografını çekmeyi unuttum , yemek sırasında aklıma geldi , ama çok geç olmuştu :)
Bu kadar laftan sonra artık tarifine geçelim;
- 2 kilo hamsi ( kılçıkları çıkartılıp yıkandıktan sonra en az 4 ya da 5 saat süzgeçte suyunun süzülmesi gerekiyor , ayrıca Karadeniz hamsisi küçük, ayıklaması zor oluyor ama lezettli oluyor)
Pilav ;
- 2 su bardağı pirinci sıcak suda 2 saat kadar ıslatıyoruz
- 1 kiloya yakın kuru soğanı rondoda fazla ezilmeden kıyıyoruz
- Pilav tenceremizin dibine ½ çay bardağı kadar zeytinyağı koyu 1 su bardağından biraz az dolma fıstığını bu yağda pembeleşene kadar kavuruyoruz
- Pembeleşen fıstıklara soğanları ilave edip kavuruyoruz
- Soğanlar yumuşayıp piştikten sonra yıkanmış pirincimizi ekleyip , ocağın altını kısarak kavurmaya devam ediyoruz ve pirinci biraz bu şekilde pişiriyoruz
- ½ su bardağı suda bekletilip şişmiş dolma üzümünü ekliyoruz
- Karabiber , kimyon , nane ve tuzunu ekleyip birazda su ekleyip kapağını kapatıp pişiriyoruz ( tam pilav pişirir gibi birebir ölçü yapmayın zaten pirinç soğan ile kavrulurken pişiyor )
- Suyu süzülmüş hamsiyi içini zeytinyağ ile yağladığımız yuvarlak cam fırın kabımıza ( ben en büyük boy yuvarlak borcam kullandım , ölçü tam geldi ) hafifçe tuzladığımız hamsileri sırtları cama gelecek şekilde açık olarak sıralıyoruz . Tüm tepsiyi kaplıyoruz . Pişen pilavı hamsilerin üzerine döküp yayıyoruz. Düzgün olarak yaydıktan sonra geri kalan hamsilerin sırtları dışarıda kalacak şekilde çok sık diziyoruz , arada boşluk bırakmıyoruz , özellikle orta kısımda , çünkü piştikçe hamsi küçülüyor ve üstte boşluklar oluşuyor ( fotografta da göründüğü gibi :) ). Daha sonra tümü dizilen hamsilerin üzerine zeytinyağı gezdirip en üste mısır unu serpiştiriyoruz.
- Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırının alt katına koyup pişiriyoruz. Fırında kalma süresini siz kontrol edebilirsiniz , çünkü ben unuttum :)
Çok leziz bir yemek , zorluğu sadece hamsileri ayıklayıp kılçıklarını çıkartmak. Bence şu sıralar hemen deneyin , çünkü hamsinin tam zamanı :)
Sağlıcakla kalın.
Not: Bu tarifimiz diğer adresimde 03/11/2007 tarihinde yayınlamıştım, bu tariften sonra bu sene içinde 4 kere daha Hamsili Pilav yaptım:)






