Uzun süre ayrılığın ardından tekrar Blog'ta yazabilmek ne büyük mutluluk.
Yaklaşık 20 gün boyunca beni yatmaya mecbur bırakan bir virüs sebebi ile ne yazı yazabildim ne de sevgili arkadaşlarımın bloglarını ziyaret edip yorum bırakabildim.
Geçmiş kötü zamanlardan bahsetmek pek benim tarzım değil ama herkesin başına gelebilecek bir hastalık olduğu ve şu sıralarda da doktorumun bana ilettiğine göre sıkça rastlandığı için bilgi verebilmek adına kısaca bahsetmek istiyorum.
Başıma gelen sonuçta hepimizin ara ara yakalanıp 1 hafta gibi bir sürede ayakta geçirdiğimiz solunum yolu viral enfeksiyonunun vücudun bağışıklık sisteminin düşük olduğu bir dönemde kana yani sisteme yerleşmesidir.
Bu başıma ilk defa geldi , umarım bir daha gelmez.
İlk belirtiler inanılmaz yorgunluk ile başlıyor , bir kaç basamak merdiven bile inanılmaz yorgunluk veriyor ve oturup dinlenme ihtiyacı duyuyorsunuz , çok bariz olarak iştahsızlık başlıyor , ben grip olduğumda bile iştahı kesilmeyen bir kişi olarak o dönemde 1 kaşık çorba ile doyup 2. kaşık fazla geliyordu. İlk 3 gün geçer diye doktora gitmedim , işe gittim ama sabahları üşüme öğleden sonrada aşırı terleme ile çalıştım ve artık 3. günün sonunda akşam dayanamayarak iş çıkışı hastahaneye gittim. Doktorun ilk teşhisi B12 vitamininde düşüklük olabileceği konusundaydı ve tam kan tahlili istedi. Ertesi sabah işe gitmek artık imkansız olmuştu ilk defa ateşim çıktı ve kendimi çok daha yorgun hissettim. Öğlen gibi tahlillerim çıkınca doktoru aradım gerçekten B12 epey düşüktü hemen ilaca başlamam gerektiğini söyledi ve ayrıca kanda viral bir enfeksiyon olduğunu belirterek enfeksiyon doktoruna sevk etti ve enfeksiyon doktoru ile birlikte neredeyse 4 günde bir kan tahlilleri , bunların yanında karaciğer ultrasonu , beyin emarı , kalp ultrasonu , akciğer flimi , hepatit kontrolleri devam etti . Kanda bulunan virüs her organı etkilediği için hemen hemen her organ kontrol edildi. Allahtan benim sadece karaciğer değerlerimi yükseltti başka tarafa bir zararı olmadan bu hastalıktan kurtuldum.Bu hastalığın tek tedavisi sürekli olarak yatmak ve bol sıvı tüketmek ( günde en az 3 litre su ) , viral bir enfeksiyon olduğu için herhangi bir ilaç tedavisi uygulanmadı.
İlk doktora gittiğimde hastahanede yatmanız gerekiyor bile dedi ama benim etrafımdakiler özellikle sevgili Sema Teyze ve eşim bana hastahanede olabilecek bakımının kat kat fazlasını gösterdiler , bende uslu olup hiç kalmadım :-) aslında kalkacak hiç gücümde yoktu .
Neyseki şimdi düzeldim ve işime başladım , işi bu kadar özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi , inanın sabah akşam durmadan çalışabilirim:-))
Ayrıca sevgili arkadaşım Nermin'de beni özellikle sağlık konusunda hiç yanlız bırakmadı , ona da çok teşekkür ederim. Özlem'cim seni asla unutmadım , keşke ben senin sürekli yanında olabilseydim.Ama bana hastalığım sırasında gerçekten tüm personeli ile yardımcı olan Acıbadem Hastanesi , işim ve SGK için gereken raporlama işlemine gelince tam tabiri ile çuvalladı ve son derece amatör bir iş çıkardı , hatta hala yanlışlarını bulup raporu düzgün bir hale sokturamadık.
İlk raporları hazırladıktan sonra SGK ile anlaşmaları olmadığı için İl Sağlık Müdürlüğüne onaylatmamı istediler , bahsi geçen yere raporlar ile gittiğimde raporumu hazırlayan ve iş göremezlik belgesinde adı geçen doktorun İl Sağlık Müdürlüğünde kayıtlı olmadığı ve onay verilemeyeceği ortaya çıktı. Oradaki görevli bayan Acıbadem'den bu tip olayların sık sık karşılaşıldığını da iletti.Hemen geri dönüp başhekim ile görüşmek istedim ama klasik olarak toplantıda denildi ama biraz yüksek ses ile konuşunca telefonla görüşülüp yeni rapor hazırlanacağını söylediler.
Cumartesi yeni raporları aldım tam çıkarken başhekim imzalarının eksikliğini gördüm , hemen imzalattılar . Ama bununla bitmedi eve geldikten sonra raporların bağlı bulunduğum sigorta müdürlüğüne değil başka bir sigorta müdürlüğüne hazırlandığını bir tanesinde mart ayına ait bir tarih kullanıldığını , raporun 05/06 tarihine ait olduğu belirtilirken 24/06 da düzenlendiğini ve buna benzer yazım hatalarının olduğunun farkına vardık . Ayrıca ilk yolladığım vizite kağıdı da sırra kadem bastı.
Bugün artık eşim "direk ben devreye gireceğim ve orada bekleyerek her harfi kontrol edilecek şekilde hazırlatacağım " dedi . Böyle bir hastalıktan çıkan birisi olarak benim artık koşturacak psikolojik gücüm kalmadı.
Özel sigortalardan kendini inanılmaz şekilde büyütüp hastahanelerin en büyüklere arasına girmiş Acıbadem tam bir fiyasko ile benim hastalığımı bitirdi.Umarım bu işlemler daha fazla uzamadan biter .
Tecrübe olmadığı zaman sorgulamanız ve araştırmanızda geçikiyor . Bu kadar detay vermemdeki amaç umarımki yaşamazsınız ama en azından verdiğim bilgiler kulak dolgunluğu olur. Aldığınız her belgeyi harfi harfine inceleyin ve doktor konusunda kayıtlı olup olmadığı konusunu sorgulayın.
Sanmıyorumki özel sağlık sigortası olmayıpta bu hastahaneden faydalanan birisi olsun. Bence kesinlikle de olmasın.
İşte böyle biraz uzun oldu ama birazcık olsun faydası dokunması dileğiyle.
Sağlıcakla kalın.
28 Haziran 2009 Pazar
Her İşin Başı Sağlık
17 Haziran 2009 Çarşamba
Yakında Tekrar Birlikteyiz
Yaklaşık 15 gündür allahtan çok ciddi olmasa bile beni epey hırpalayan bir rahatsızlık geçiriyorum , artık yavaş yavaş üzerimden atma dönemindeyim, en kısa zamanda tekrar yazılarım ve sizlerin güzel yazılarınıza yorumlarımla aranızda olacağım.
Sağlıklı ve huzurlu nice nice günler diliyorum.
Sevgilerimle.
31 Mayıs 2009 Pazar
Doğa Balık'ta Güzel Bir Akşam Yemeği
İş yerinde 4 arkadaş hem felekten bir akşam geçirmek hemde bizi fazla sarsmaması amacıyla günde 2 TL biriktirerek , 1 ay sonrasında şimdi size tanıtacağım bir mekana gittik. Tabi gideli tam bir ay oldu ve şu sıralarda üzerine yazma tembelliği çökmüş olan ben ancak yazabiliyorum :-) Birlikte o geceyi yaşadığımız arkadaşlarımdan da çok geç yazdığım için çok özür diliyorum , söz öğlen çaylar benden :-))
Doğa Balık'ı daha önce duymamıştım , bizden bir kaç yaş genç olan arkadaşımız Banu'nun tavsiye üzerine gittik , aslında hayli genç ama bizimle birlikte olduğu için aynı yaşta hissediyoruz :-)) . Cihangir her zaman hoşma giden semtlerden bir tanesi olmuştur ,oranın samimi havası sanki bana sayfiye yerinde geziniyormuş havasını verir.
Zürih Otel'in üst katında bulunan bu restaurant yemekleriyle bana tümüyle Ege'nin havasını hatırlattı.
Manzara tek kelime ile mükemmel. Vardığımızda hava açık ve İstanbul'un muhteşem yarım adası pırıl pırıl karşımızda duruyordu , hele Banu'nun "ay inanmıyorum" gözlüklerini takınca :-)) İşte gözlüğü takdıktan sonra anladımki benin gözümde azda olsa bozuk ama kondurmadığım için hiç gözlük alma taraftarı değilim , ihtiyaç olunca "ay inanmıyorum " gözlüğünü takarım:-)) "Ay inanmıyorum" adlandırmasıda , ben gözlüğü takıpta daha net görmeye başladığımda söylediğim ilk cümle , artık aramızda benimle özdeşleşen bir cümle oldu :-))
Bu manzaranın karşısında ilk kadehlerimizi tokuşturup 4 bayan olarak akşamımıza başladık.
İç dekoru son derece sade , sandalyeler bile kıyı şeridinde bulunan balıkçı lokantalarının sandalyelerinden. Ama bu sadeliğini yemeklerinin lezzeti zenginleştiriyor.
Söylenene göre bir çok müzisyen , yazar ve tanınmışların mekanıymış. Nitekim beğendiğimi söyleyemeceğim ama bizimle aynı zamanda mekanda Orhan Pamuk'ta vardı ve garsonun söylediğine göre kendisi sürekli müşterilerindenmiş.
İşte sizleri bu güzel yemeklerin hazırlanmasıyle tek tek ilgilenen restaurant sahibi İbrahim Soğukdağ ile tanıştırayım.Kendisi bir doktor edası ile pırıl pırıl temiz klinik kıyafeti ile masaları dolaşıp hal hatır soruyor ve sohbet ediyor. Bizim masımıza gelip " bayanlar eğer sizin için mahsuru yoksa röportaja gelen gazeteciler fotoğraf çekecekler , olabilirmi " diye sorunca bende " eğer sizin fotoğrafınızı çekmeme izin verirseniz bizim için hiç mahsuru yok" dedim, bende yukarıdaki fotoğrafı bir fotoğrafçı edası ile çektim :-))
İbrahim Bey , küçük yaştan beri balıkla haşır neşir olan birisi , ilk olarak Eminönü'nde balık ekmek satarak bu işe başlamış.Böyle başlangıçları duyupta gelinen yerleri görünce boşuna okudum diye düşünüyorm :-))
Tüm malzemelerin alımıyla bizzat kendisi ilgileniyormuş , özellikle Ege otları Balıkesir Havran'dan geliyormuş , diğerleri ise Beykoz,Polonezköy ve Karadeniz'den. Balıklar ise kesinlikle günlükmüş , ertesi güne kalan balıklar kullanılmıyormuş " ben onların yalancıyım".
Fotoğrafta görünen kısım otlar , zeytinyağlılar ve balık salatalarının sergilendiği bölüm. Buradan gidip tabaklarınıza istediğiniz kadar koyup kendi tabağınızı kendiniz hazırlıyorsunuz.Ama itiraf edeyim fiyatlandırmayı nasıl yapıyorlar hala çözmedim , neyse genel fiyat konusunda sonunda deyineceğim.
Tabaklarımızdan örnekleri sıralacağım.Bu benim tabağım, içindekiler ; ahtapot salatası , kalkan salatası , havuç otu, şevketi bostan , roka sapı , kereviz ezmesi , deniz börülcesi,patlıcan bayıldı , beyaz peynir ve kavun. Özellikle en ilginç gelen kereviz ezmesi , sadece bana değil hepimize çok ilginç ve lezzetli geldi.
Nursen'in tabağı , maalesef uzun zaman geçtiği için otları hatırlayamadım , ama bir kaçının tadını bakmıştım ve lezzetliydi.
Banu'nun tabağı , yeşilliğin sadece rezene olarak uğradığı bir tabak , ayrıca içinde sarımsak var kokacak diye hem severek hem de söylenerek yediği semizotu salatası :-),diğerleri ise balık salataları. Ve ayrıca " ay inanmıyorum " gözlüğü :-)))
Ve son olarakta bitirmesine ramak kala fotoğrafını çekebildiğim Nur'un tabağı :-))Yeşillikler konusunda maalesef bilgi veremeyeceğim ama peynir ve karidesin varlığından eminim :-))
Tatlılar özellikle seven biri olarak Nur tarafından pek kuvvetli bulunmadı , çünkü kendisi için tatlı çikolatalı olmalı , eşimde aynı düşünce :-)) Bu konuda ikisi çok iyi anlaşıyor :-))Kendimizin seçerek bir tabak hazırladığımız tatlılar ; şekerpare , elma , kivi ve kayısı tatlısı . Kivi tatlısı bence olmasada olur tatlılardan , elma ise tam ev işi , kayısı konusunda birşey diyemeceğim tatmadım , şekerpareyi Nur yemişti ama yorumunu unuttum :-))
İşte bu kadar ot ve balık salatasından sonra bir porsiyon kızarmış ızgara halka kalamar daha alarak siparişimizi bitirdik. İçtiğimiz ise 1 büyük şişe rakıdan 2 duble kadar arttı denebilir.Balık yemedik , doydunuzmu derseniz evet doyduk .Bu menüye kişi başı 65 TL verdik , pahalımı diye sorarsanız evet pahalı.
Ama mekan ve manzara güzel , mezeler , otlar ve balık salataları lezzetli . Bir kere olsun kişi kendinin uygun anını ayarlayıp ( maddi olarak :-) ) gidip lezzetlerin tadına bakıp manzaranın keyfini çıkartabilir.
Bu gecenin sonunda kahkalarımızla çınlattığımız Cihangir göbekteki kahvede çaylarımızı içtikten sonra her birimiz evlerimize dağıldık.
Bakalım önümüzdeki 4 bayan toplantısı nerede olacak .
Sağlıcakla kalın.
18 Mayıs 2009 Pazartesi
19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
17 Mayıs 2009 Pazar
Annemim Tepsi Poğaçası

23 Nisan günü arkadaşım Özlem ile anneme güne gittik, evet bildiğiniz gün :-). Hatta Özlem yanına ev ayakkabılarını ve örgüsünü de aldı ama annemin yememiz için yaptığı ısrarlardan örgüsünü öremedi:-).
Anneme neredeyse yemin verdirerek çok şeyler hazırlama dememize rağmen gene bizi tıka basa doyuracak şeyler yapmıştı sağ olsun:-).
Ama benim sizlerle paylaşmak istediğim birkaç gün önceden pişirip dondurucuda sakladığı ve biz geldikten sonra mikro dalga fırında birkaç dakikada sanki fırından yeni çıkmış gibi servis ettiği o güzelim tepsi poğaçası.
Malzemeleri;
- 2 su bardağı süt
- 1 su bardağı sıvı yağ
- 2 yumurta
- 1 kalıp beyaz peynir
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çay kaşığı karbonat
- Kıyılmış maydanoz ve dereotu
- Alabildiği kadar un
Tüm malzemeleri karıştırıp poğaça kıvamına gelene kadar un ekliyoruz. Tüm hamuru yağladığımız tepsiye yayıyoruz, üzerine 1 yumurta sürüp önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişiriyoruz.
Sağlıcakla kalın.
06 Mayıs 2009 Çarşamba
ÇİYA SOFRASI - KEBAP / KADIKÖY

Dün Hıdırellezi bir kısım Ahırkapı Şenliklerinde kutlarken gidemeyen ben ve eşim Kadıköy'de kendimize ziyafet vermeye karar verdik. Bir nebze bile olsa Hıdırellezi dışarda geçirmiş olduk :-)Bu arada tüm iş gününü, akşamı Ahırkapı Şenliklerinde geçiren sevgili Banu'nun akşamdan kalmasıyla geçirdik , akşamdan kalması kafayı bulması değil danstan sarhoş olması tüm gün Roman havası oynadı durdu:-)
Neyse biz gene dönelim bizim gittiğimiz mekana . Kadıköy'lüler bahsedeceğim yeri çok iyi bilirler Kadıköy balık çarşısının sokağında 3 adet ayrı mekandan oluşan restaurant zinciri " ÇİYA " . Ben genelde yöresel yemekler yapan ve sunan yeri tercih ederim , sevgili eşimden beni kırmaz aynı yeri tercih eder ama o karşıki şubeden kebap ısmarlar o ayrı :-).
Daha önce gittiğimiz zamanlarda farklı yiyecekler tatmıştım , en ilgincide "Çağla Aşı " , bu bildiğimiz badem çağlasından yapılan yoğurtlu parça etli bir yemek . Daha önce hiç duymamıştım , tadına baktım gerçekten çok güzel , zamanı geçmediyse deneyin derim.
Öncelikle salata barı şeklinde servise sunulan yerden istediğiniz yeşillik ve mezeleri seçiyorsunuz.Bulunan yeşillikler heryerde olanlardan değil. Bunları tartıp o şekilde fiyatlandırıyorlar. Dün seçtiğim çeşitleri yukarıda görebilirisiniz ; Buğday Dövmesi , Muammara,Taze Kekik Salatası,Turp Otu. Turp Otunu ilk defa denedim benim damak zevkime göre fena değil ama Taze Kekik Salatası her zaman favorim diyebilirim.Yukarıdaki tabak 5 TL tuttu.
Yoğurtlu Bakla , sıcak olarak servis edilen bir çeşit. Tüm servisler bakır tabaklarda yapılıyor , sunum çok güzel duruyor.Ama dün akşam biz dışarda oturduk hava birazcık serindi ve yemekler bakır tabaklarda çok çabuk soğudu.Ama içerde oturunca böyle bir sorun yok:-)Daha önce taze baklayı hiç sıcak yememiştim , ben sadece zeytinyağlısını bilirdim.Bu yemeğin içinde çözemedim başka bir yeşillik , kuşbaşı et ve nohutta vardı , lezzeti harika mevsimini geçirmeden deneyin derim.
Bulgur Pilavı , lezzeti çok güzeldi , sanırım pazıda koymuşlar görüntüyü ve tadını çok güzel etkilemiş.
Yenidünya Kebabı , daha önce sadece meyve olarak düşündüğüm bir çeşidin daha yemeğini burada yedim , bakalım daha neler yiyeceğim:-)Lezzeti harika mutlaka deneyin derim.
Sevgili eşimin yediği çöp şişin fotoğrafını çekmedim , çok rahat gözünüzde canlandırabilirsiniz:-)
Toplam olarak 35 TL hesap ödedik , her türlü Yemek Kartı ve Kredi Kartı geçmektedir. Fiyat verme gereğini duydum çünkü heryerde olmayan lezzetlerin ederini ben olsam merak ederim , belki benim gibi merak edenlerde olabilir:-)
Sakın tüm fotoğraftakilerin tam porsiyon olduğunu düşünmeyin hepsi yarım porsiyon yoksa nasıl yerdim hepsini , kilo dayanmaz sonra :-) Ama yinede eve giderken arabayı değil ayaklarımızı kullandık bir müddet yürüyüşten sonra yolumuzun üzerindeki bu sene açılan İstanbul Profiterol'den 1 paket profiterol alıp evin yolunu tuttuk:-)
Evi Yeldeğirmeni'ne yakın olanlara Ziraat Bankasının karşısında İstanbul Profiterol'ü tavsiye ederim. Sahibi çok hatırşinaz , hemen çay kahve ikramında bulunuyor , eşim çikolatalı ürünler konusunda ihtisas yaptığı için hiç çekinmeden tavsiye edebiliyorum :-)
Sağlıcakla kalın.
03 Mayıs 2009 Pazar
Bir Doğum Gününde Yapılanlar
Dün günlerden cumartesiydi ve benim çalışmadığım hafta sonları gününden bir tanesiydi, ama dün sabah 09,00 itibariyle bir arkadaşımın evinde mesaime başladım :-)Hatta sabah uyanana kadar geç kaldığıma dair bir sürü kâbus gördüm :-)
Dün sevgili İpek’in doğum günü partisi vardı ve cuma gecesi itibari ile onun için birkaç çeşit yiyecek hazırlamaya başladım, tabi bu hazırlık sabah onlara gidip mesaim başladığında da devam etti. Ama sağ olsunlar akşam sevgili eşimi de çağırarak bize barbekü yapıp karnımızı doyurdular, en azından bedavaya değil karın tokluğuna çalışmış oldum :-)
Aşağıda benim ve Özlem’in yapmış olduğu bazı çeşitlerin tariflerini bulabilirsiniz. Maalesef ki sofranın fotoğrafını çekemedim , niyet ettiğimde ise 17 tane genç sofranın başındaydı :-)
Çöreotlu,Susamlı ve Kekikli Topçular
Bahsettiğim gibi cuma gecesi yapmış olduğum çeşitlerden bir tanesi daha önceki aylarda tarifini verdiğim topçuklar, bu sefere çöreotlu, susamlı ve kekikli yaptım. Yapımı çok kolay, istediğiniz malzeme ile zenginleştirebilirsiniz.
Malzemeler;
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1 çorba kaşığı tepeleme yumuşak margarin ve ya tereyağı ( ben Becel kullandım )
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 yumurta ( akı hamura, sarısı üzerine )
- 1 çay bardağı yoğurt
- 2,5 su bardağı kadar un
- 1 paket kabartma tozu
- 1 çorba kaşığı kadar çöreotu
- 1 çorba kaşığı kadar susam
- 1 çorba kaşığı kadar kekik
Yumurtanın akı, sıvı ve katı yağ, yoğurt, çöreotu, susam, kekik ve tuz iyice karıştırılır. Bu karışıma un ( önce 2 bardak ekleyin, geri kalanını hamurun oluşumuna göre katarsınız )ve kabartma tozu karıştırılarak bir süre yoğurun. Fırın kâğıdı serili tepsiye ceviz büyüklüğünde topçuklar haline getirip koyun ve üzerine yumurta sarısını sürüp 170 derecelik fırında yaklaşık 20–25 dakika pişirin.
Gülen Surat Kurabiyeleri
Bu tarifi gece blogları dolaşırken buldum ama ne yazık ki tarifi alırken kime ait olduğunu not etmemişim ve şimdide bulabilmeme imkân yok, bu sebepten eğer okursa adını yayınlamadan kullandığım için kusura bakmasın.
İlk önce gülen surat ile başladığım kurabiyelere birkaç toptan sonra düze döndü, düzden sonrada arta kalan kakaolu ve sade hamuru açıp üst üstü koyup yuvarlayıp kesince çift renkli rulo kurabiyelere döndü, sevgili Özlem’in değimi ile yeni bir yaratıcılık örneği oluşmuş oldu:-)
Bu arada kurabiyelere aç gözlülükle bakan tavuklara da dikkatinizi çekmek isterim :-)
Malzemler;
- 125 gr. tereyağı ya da margarin
- 3 fincan pudra şekeri
- 1 fincan sıvı yağ
- 1 fincan süt
- 1 tane yumurta
- ½ paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- 1 çorba kaşığı kakao
- 1 su bardağı buğday nişastası
Aldığı kadar un
Kakao ve yumurta beyazı dışında tüm malzemeyi hamur kulak memesi kıvamına gelene kadar un ekleyip yoğuruyoruz.Daha sonra bu hamurdan bir miktar ( limon büyüklüğünde ) ayırıp , ayırdığımız limon büyüklüğündeki parçaya kakaoyu ekleyip 10-15 dakika hamurları dinlenmeye bırakıyoruz. Sade hamurumuzu kalem kalındığında açıp bir çay bardağı ile yuvarlak şekilde kesiyoruz.
Bu kesilen parçaları yağlı kağıt kesilmiş tepsiye koyup kakaolu hamurdan ağız ve gözlerini yapıyoruz.
Ağız ve gözlerini koyacağımız yere önce yumurta akından sürersek iyice yapışmasını sağlamış oluruz.Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında üzerleri kızarmadan pişiriyoruz.
Artan hamurdan değişik şekilde kurabiyeler yapılabilir, benim fotoğrafta yapmış olduğum gibi :-).
Tavşan Pasta
Bu hoş görünümlü ve lezzeti son derece güzel olan sevgili Özlem’in artık tam bir genç kız olan kuzucuğuna yapmış olduğu sevimli tavşan pastanın yapımı son derece kolay, evinde çocuklarını mutlu etmek isteyen anneler hem doğum günlerinde hem de normal zamanlarda hazırlayabilirler.
Malzemeler;
- 2 adet pasta tabanı
- 2 adet kakaolu dolgu kreması
- 2 adet beyaz pasta kreması
- 4 adet muz
- 2 bardak su: 2 tatlı kaşığı neskafe ve 1 çorba kaşığı kanyak ilaveli
- Parça çikolata ve renkli şekerler
Pasta tabanlarından bir tanesini surat olarak kullanıyoruz, diğeri ise kulakların ve papyonun şekline göre kesiyoruz. Pasta tabanlarının hem alt hem de üst katını hazırladığımız neskafeli karışım ile ıslatıyoruz , ( yalnız ıslatma işleminde taban kısmını pastanın yapılacağı yüzeyde olması ve ayrıca üst kısmında ıslatılır ıslatılmaz dolgu kremasının üzerine kapatılması gerekmektedir , aksi halde ıslandığı için kolayca dağılabilir ), arasına paketteki tarifine göre hazırladığımız dolgu kremasını ve dilim dilim kestiğimiz muzları koyup üzerine diğer kat pastayı koyup en üstünü gene paketteki tarifine göre hazırladığımız beyaz pasta kremasını yayıp parça çikolatalar ve renkli şekerlerle süslüyoruz.
Mercimek Köftesi
Uzun zamandır yapmak istediğim bir çeşit , sanırım daha önce bir kere yapmıştım ama tam olarak hatırlamıyorum.Bu sefer annemden tarifi alarak aynen onun dediği gibi yaptım tek kelime ile çok güzel oldu , kendim yaptım diye söylemiyorum , yiyenlerde aynı fikirdeydi:-)
Bu arada bunca sene sonra eşimin de mercimek köftesini sevmediğini öğrenmiş oldum, demek ki çok nadir yapacağım :-).
Malzemeler;
- 2 su bardağı kırmızı mercimek
- 1 su bardağı ince bulgur
- 1 adet iri soğan ( yemeklik doğranmış )
- ½ çay bardağı zeytinyağı
- 1 çorba kaşığı kadar salça
- İstenildiği kadar küçük küçük doğranmış taze soğan ve maydanoz
- Tuz, pul biber ve kimyon
Mercimekleri iyice yıkadıktan sonra üzerinden 1 parmak geçecek kadar su koyarak kısık ateşte mercimekler şişene kadar pişiriyoruz. Pişen mercimeğin içine ince bulguru karıştırıp 2–3 çorba kaşığı su ilave ederek çok çok kısık ateşte ara ara karıştırarak bulgurlarında şişmesini sağlıyorsunuz. Eğer kuru ya da pişmeme durumu olursa çok az daha su ilave edilebilir, ama çok sulu olursa köfte kıvamını veremeyiz.
Bu arada ayrı bir tavada soğanlar zeytinyağında hafifçe kavrulur ve daha sonra içine salçada ilave edilerek bir müddet kapak kapalı olarak kısık ateşte tutulur. Sonra tuzu, biberi ve kimyonu ilave edilerek pişmiş olan mercimek ve bulgura katılıp yoğrulur. İstenirse çok az zeytinyağı gezdirilir ve doğradığımız yeşillikler ilave edilerek köfte şekli verilerek servise hazır hale getirilir.
Seniha Abla’nın Puf Böreği
Bu börek gerçekten muhteşem , hem bu kadar kolay hem de bu kadar mı lezzetli olur bir börek .
Arkadaşım Özlem’in görümcesine ait bir tarif ve Özlem’inde ellerine sağlık diyorum.
Malzeme listesi vermeyeceğim çünkü hiç gerek yok çok pratik bir börek. İstenildiği kadar yufkadan verilen tarife uyarak yapılabilir.
1 Yufkayı açık olarak sıvı yağ ile iyice yağlıyoruz üzerine diğer yufkayı koyup sigara böreği gibi kesitlere ayırıyoruz, içine istediğimiz malzemeden koyup çok sıkı olmadan sigara böreği gibi sarıp çukurca bir kabın içine üst üste koyarak diziyoruz .Üzerini kaplayacak şekilde su koyup yaklaşık ½ saat ya da daha fazla bekletiyoruz , çok bekletilirse suyu tamamen çekeceği için hiç sıkmadan yağlı kayıt serili tepsiye dizip ( su da az bekletilirse hafifçe suyunu sıkarak ) 180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzerine herhangi bir şey sürmeden kızarana kadar pişiriyoruz.
O kadar güzel kabarıyor ki denemeniz lazım.
İçini kıymalı, peynirli ya da patatesli hazırlayabilirsiniz. Kıymalı hazırlarken; büyük bir soğanı iri iri doğrayıp tavada çok becel yağı ile çok az kavuruyoruz, üzerine kıymayı ilave edip 1 paket et bulyon katıyoruz tuzunu ve baharatını koyduktan sonra fazla pişirmeden alıyoruz ve böreğimizde kullanıyoruz.
Çikolatalı Çubuklar
En son olarak aylar önce web sitelerinin birinde karşıma çıkan ama tarifini tamamen unutup sadece görüntüsü aklımda kalan çikolatalı çubukları yaptım. Artık aynısı oldu mu bilemem ama çocuklar çok beğendi hatta uzay kampından yeni dönüş yapan ufaklığımıza kalmamıştı ki ona hemen yenisini hazırladım:-)
Yapımı son derece basit, sade grisini çubuklarını erimiş çikolataya batırıp ( ama çok fazla çikolataya bulamayın dik koyunca akıyor ) sonra üzerine renkli şekerlerden ve çikolata parçacıklarından serpip yapıştırıyorsunuz. Servisi bardaklarda yaptık .Tavuklar gene dikkatinizi çekmiştir sanırım, çubukları yiyecek gibiler :-)
İşte böyle bunlar yapılanların bir bölümü idi, hepsi çok güzeldi, esas güzeli o gençlerin cıvıl cıvıl olmaları.
Nice mutlu, sağlıklı, huzurlu ve birliktelikli yaşlara sevgili İpek.
Sağlıcakla kalın.

