Bu gece hızımı alamıyorum.
Bir tarif daha paylaşıp artık geceyi rüyalara bırakmaya gideceğim:-)
Malzemeler;
- 3 adet patlıcan ( küp küp doğranıp tuzlu suda bekletilmiş )
- 1 büyük boy kuru soğan ( ay şeklinde doğranmış )
- 1 adet büyük domates ( küp küp doğranmış )
- 5-6 adet sivri biber
- 4-5 diş sarımsak ( dilimlenmiş )
- 1 tatlı kaşığı salça
- 2-3 çorba kaşığı kadar zeytinyağı
- istenildiği kadar tuz & 1 adet kesme şekeri
Listedeki hazırlanmış olan tüm malzemeleri hepsi çiğ , hiç birini kavurmadan düdüklüde 5-7 dk. arası pişiriyoruz ( patlıcan çok çabuk piştiği için düdüklüde taze fasulyeden daha az tutunuz ).
Servis tabağına koyup soğuduktan sonra yenmeye hazır hale gelmiş oluyor.
Sağlıcakla kalın.
1 Eylül 2010 Çarşamba
Zeytinyağlı Patlıcan
Fırında Kızartma ve Mevsim Salatası
Zaman geçirmeden yeni bir tarif ile sizlerleyim:-)
Tatilin güzel anları çalışma hayatı ile yavaş yavaş yok olmaya başlarken yenisi için bugün adımları attık:-)
Bu seferki tatilimiz yeşillikler ve gürül gürül derelerin çağladığı dağların zirvelerinde belkide kar göreceğimiz Karadeniz'in yaylarına yakın bir mekanda olacak , laf yerindeyse zamanı iple çekiyorum:-)
En son 2 sene önce gitmiştik ve döndüğüm zaman sizlerle oraları bir kaç fotoğraf ile paylaşmıştım , bu sefer gene ufak bir yazı hazırlayarak oraları görmek isteyen ve özlem duyanları memnun edebilirim:-)
Dün tatil dönüşü bir gelenek olan akşam yemeğinde ağırlama nedense her zamanki gibi piyangosu bize çattığı dönemdeydik. Sevgili arkadaşlarımız 16 günlük tatillerini zevkle yapıp ,iş öncesi son akşamlarında prens ve prensesler gibi ağırlandılar , şimdi kendisinin okurken suratının ne hal aldığını görebiliyorum :-))))
İşin latifesi tabiki , her zaman evimizin kapıları sonuna kadar açık olan biricik arkadaşımdır kendisi , aslında açık olmasada anahtarı bir yerden bulur ve açar :-))
Pazartesi 30 Ağustos olması sebebi ile evde olmam hazırlık yapabilmem açısından çok iyi oldu. Bir kaç çeşit zeytinyağlı , köfte ve pilav , kavun ve dondurma ile güzel bir ağırlama oldu.
Yapmış olduğum çeşitler içinde en pratiği , kolayı ve zahmetsizi ise aşağıdaki Kabak ve Patlıcan kızartması .
4 adet kabağı ve 2 adet patlıcanı kızartmalık olarak doğradım ve tuzlu suda bir müddet beklettim. Suyunu süzdürdükten sonra çukur bir kaba alıp çok az tuz ve 1 çorba kaşığı kadar zeytinyağ ile harmanladım.Yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizip ısıtılmış 220-250 derece fırında kızarttım.
Bir tavada 4 domates rendesini ve 2 adet küp küp doğranmış domatesi iyice pişirdim , içine 1 çay kaşığı zeytinyağı , 1 çay kaşığı sirke , 2 diş rendelenmiş sarımsak , tuz ve karabiber katıp suyu çekilene kadar kaynattım.
Kızaran sebzelerin üzerine sosu döküp servise hazır hale getirdim.
Tabi yemeğin vaz geçilmezi salatası olmazsa olmazı. Tarife gerek varmı ? Görüntü zaten neler olduğunu açıklıyor ; Göbek Marul , Taze Nane , Taze Soğan , Dereotu , Salatalık , Paprika Turşusu , Ceviz , Tuz , Limon ve Zeytinyağı.
Sağlıcakla kalın.
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Geri Dönüş & Tatil & Fırında Sebze :-))
Uzuuunnn bir aradan sonra umuyorum artık çalışkan bir öğrenci gibi ödevlerimi zamanında yaparak sizlerle birlikte olacağım:-))
Yazın bunaltıcı günlerini iş yerinde ve evde bulunan klimalar sayesinde pek rahatsız olmadan atlattık ve atlatıyoruz , ama dışarıda geçen zaman bunaltıcı sıcakların dayanılmazlığını ortaya hemen koyuyor.
Bu sene tatilimizi epey geç bir vakte bıraktık , ancak geçtiğimiz hafta 6 günlüğüne Kıbrıs'a giderek harcadık. Bu sıcakta daha da sıcak olan bir yere gitmek ilk başta hiçte akıl karı gibi gözükmüyordu ama orada olmayan nemi ve o sırada İstanbul'un gerçekten dayanılmaz olan sıcaklığını düşünürsek çok iyi bir seçim yaptığımızı söyleyebilirim.
Kaldığımız Otel'den manzaramız çok güzeldi , güneşin batışı ve sabahın ilk ışıklarıyla denizin parıltısı gerçekten doyumsuzdu.Bir kaç sabah 7 gibi kalkıp doğruca denize gittik.Ama şu bir gerçek ki hiç zevk almadan girdiğim nadir denizlerden bir tanesiydi - sıcak ve çok yoğun tuz miktarı sebebi ile . Deniz suyu gerçekten bu yaşıma kadar görmediğim kadar sıcaktı , sanki kendimi kaplıca havuzunda gibi hissetim , hani 10 seans girsen hiç bir ağrın kalmaz cinsinden:-)
Yaklaşık 6 sene önce gittiğim Girne Limanı hiç değişmemişti , sadece 6 sene önce Ekim ayında gitmiştim o kadar sıcak değildi:-))
Eskiden Kıbrıs denince ilk akla gelenler , alışveriş yapmak ve Casino'larda kendi çapımızda keyifli vakit geçirmekti. Alışveriş kısmı artık hiç cazip değil çünkü artık Türkiye'de herşey çok çok fazlası ile var , Casino derseniz benim gibi sadece Slot makinelerinde jeton atıp şakır şakır düşen jeton seslerini sevenler için tamamen espirisini kaybetmiş sadece kağıt para koyup makinenin verdiği bilgiye göre kazanıp kazanmadığını görüyorsun ve ancak ekrandan takip ediyorsun , artık kovayla jeton devri ve ellerimizin kararması yok olmuş:-)) Aman lütfen bu yazıma bakıp makine ya da kumar bağımlısı sanmayın , oynayıp kaybettiğim sadece cebimdeki bozukluklardan ileri gitmez , orada yiyip içtiklerim zaten kayıpları kat kat çıkartıyor :-)) Orada insanların nasıl paralar harcadığını gördükten sonra öyle bir alışkanlığım olmadığına bir kere daha şükrettim.
Neyse azda olsa bir tatil geldi ve geçti ve gerçek hayata hemen adepte olduk:-) Ama önümüzde 1 hafta daha var , bakalım nereler bizi bekliyor olacak :-))
Bu akşam annem ve abimleri iftara çağırdım ve hep birlikte güzel bir yemek yedik.
Her ne kadar ben son aylarda bu güzel sofralara sadece yapım ve varlığım ile katılsamda genede kokularını duymak çok güzel oluyor. Nedenmi ? Çünkü 3 aydır kontrollü olarak diyet yapıyorum , sabrımın ve irademin sonucunu çok güzel aldım , çok az bir sürem daha var , ondan sonra direk mankenliğe başlayacağım:-)))
Bu güzel ve lezzetli fırın yemeğinin tarifini hemen sizlerle paylaşmak istedim. Masada yiyen herkes çok beğendi , bende ilerede tekrar yaptığımda tadına bakacağım ve bende yorumlarımı daha sonra sizlerle paylaşacağım:-)
Ne yemek yapacağım konusunda karar vermemişken ve dışarı çıkıp alışveriş yapacak gücü kendimde bulamadığımdan evdeki malzemeler ne yapabilirim diye yola çıkıp bu lezzetli fırın yemeği ile konuyu neticelendirmiş oldum.
Tarifini bu ayki sevgili Tijen'in de her zamanki gibi çok güzel tariflerinin bulunduğu Lezzet Dergi'sinin vermiş olduğu Fırın Yemekleri adlı küçük kitapçığından esinlendim.Tabi evde olan malzemeler kullanılınca biraz değişiklikler söz konusu oldu.
Eminim tarife birebir uyulsa gene lezzetli bir yemek ortaya çıkacaktır , ama benim gibi değişikliği kendine görev edinmiş bir kişi karıştırmadan duramaz :-))
Malzemeler;
- 6 adet dolmalık kabak ( kabukları çok soyulmadan halka halka doğranmış )
- 3 adet patates ( halka halka doğranmış )
- 1 büyük boy kuru soğan ( yemeklik doğranmış )
- 4 diş sarımsak ( dilimlenmiş )
- 2 adet domates ( ufak ufak doğramış )
- 1 adet domates ( yarım ay olarak doğranmış )
- 300-400 gr. kadar kıyma
-1 su bardağı rendelenmiş taze kaşar peyniri
- 1 tatlı kaşığı salça
-4 tatlı kaşığı zeytinyağı
- istenildiği kadar tuz , karabiber , kırmızı pul biber
Kabak ve patatesleri 2 tatlı kaşığı zeytinyağ ve biraz tuz ile iyice karıştırıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine diziyoruz ve 200 derece ısıtılmış fırında kızarmaya bırakıyoruz ( orj. tarifinde direk yağda kızartılıyorlar ama bu şekilde daha hafif ve kolay oluyor ).
Bir tavada kalan zeytinyağında soğan ve sarımsakları pişiriyoruz üzerine kıymayı ekleyerek bir müddet kavuruyoruz ( ben derin dondurucuda olan kavrulmuş kıymamı kullandım ), daha sonra küp küp doğranmış domatesleri , tuzunu ve baharatlarını ekleyip biraz sulandırdığımız salçayıda ilave edip kapağı kapalı olarak kısık ateşte bir müddet pişiriyoruz.
Fırın kabına ilk önce patatesleri diziyoruz üzerine kıymalı harcımızdan döküyoruz sonra bir sıra kabak , tekrar kıymalı harç ve tekrar kabağı diziyoruz. Yanlarına yarım ay şeklindeki domatesleri dizip aşağıdaki görüntüye gelince 190 derece fırında 15-20 dk. pişiriyoruz va daha sonra çıkmasına az kala üzerine rende kaşar peyniri döküp fırının üst kısmını açıp hafif çıkarmasından sonra servise hazır hale getiriyoruz.
En kısa zamanda görüşmek dileğiyle :-)
Sağlıcakla kalın.
9 Mayıs 2010 Pazar
Pırasalı Bulgur Pilavı

Öncelikle herkesin anneler gününü kutlar ve sevgilerimi sunarım.
Uzun ve çok güzel geçen bir günün ardından buradayım :-)
Geçenlerde bir yazıya başlamıştım ve uzunca yazdıktan sonra hepsi gidince çok moralim bozuldu ve o zamandan bu yana blogumu epeyce boşlamış oldum.
Kolay bir tarif ile boşluğu hemen doldurayım dedim:-)
Gene zeytinyağlı pırasıdan arta kaln yeşil yaprakları nasıl olsada değerlendirsem diye düşünürken doğaçlama olarak ortaya çıkan bir lezzet :-)
Malzemeler ;
- 1 çorba kasesi kadar ince doğranmış pırasanın yeşil kısımları
- 1 adet küp küp doğranmış domates
- 2 adet yeşil biber
- 1 adet kırmızı ( paprika ) biber
- 1 çorba kaşığı tatlı biber salçası
- 1 çay kaşığı acı biber salçası
- 1 su bardağı bulgur
- 1 çorba kaşığı kadar zeytinyağı
- istenildiği kadar tuz
Bulgur hariç tüm malzemeyi zeytinyağında hafifçe pişene kadar kavuruyoruz.
Kavrulan malzemeye bulguru katıp karıştırıyoruz.Üzerine 2 su bardağı soğuk su ilave edip tencerenin kapağını kapatıyoruz.Kaynamaya başlayınca ocağı kısık konumuna getirip suyunu çekene kadar pişiriyoruz.
Tamamen suyunu çekince ocağı kapatıp tecerenin üzerine havlu serip kapatağını kapatıp 10 dakika kadar demlenmeye bırakıyoruz.Demlendikten sonra ezmeden karıştırıp servis yapıyoruz.
Sağlıcakla kalın.
21 Nisan 2010 Çarşamba
Tava Mücveri ve Çam Fıstıklı Salata

Mücver , olduğu zaman dur durak bilmeden tükettiğim ve çok lezzet aldığım çeşitlerin başında gelir.
Bir kaç kere fırında yağsız yaptım bu seferde az yağlı olarak yapayım dedim ama bazı lezzetlerin hakkını vermek lazım .Mücver dediğin bol yağda cazır cuzur kızarması gerekir , haksızmıyım :-)
Neyse bu seferki biraz olsun yağda kızarmışın lezzetini yakaladı ama annemin yaptığının lezzetini yakalamam imkansız :-)
Bu sefer arta kalan malzemeleri değerlendirerek değil , bizzat dolma yapılıpta için artması beklenmeden tam kabaktan yapılmıştır:-)
Malzemeler ;
- 3 adet kabak ( kabuklarıyla rendelenmiş )
- 2 yumurta
- 1 demet dereotu ( ufak ufak doğranmış )
- 1/2 demet taze nane ( ufak ufak doğranmış )
- 3 adet taze soğan ( çok ince doğranmış )
- 2 çorba kaşığı un
- 1 tatlı kaşığı kuru nane
- 1 tatlı kaşığı kuru dereotu
- istenildiği miktarda tuz , karabiber , kırmızı biber
- tavayı yağlama için 1 çorba kaşığından az zeytinyağı.
Tüm malzeleri karıştırıp hafifçe ısınan yağlanmış tavaya döküyoruz ve iyice yayıyoruz .Ocağı kısık konuma getirip tavanın üstüne kapağını kapatıyoruz.Altı kızarınca düz bir kapak ya tabak yardımı ile çevirip diğer tarafını da aynı şekilde pişiriyoruz.Servisten önce dilimliyoruz.
Bu lezzetli mücverin yanına böyle renkli bir salata çok güzel giderdi , aynı zamanda yapmış olsaydım :-)
Mücveri pazar günü salatayı ise bu akşam için yaptım.
Ama bu salata herşey ile gider :-)
Tarifi tek tek vermeye gerek yok , kıvırcık , salatalık , domates , dereotu , kuru nane , domates , yeşil zeytin ve çam fıstığı-hafifçe kavrulmuş. Sos olarakta ; nar ekşisi , sirke ve zeytinyağı.
Sağlıcakla kalın.
11 Nisan 2010 Pazar
Güzel Bir Akşam Yemeği - ITO - Kandilli

Bugün arkadaşlarımıza yutdışından gelen misafir öğrenciyi gezdirmek ve yemeklerimizi tattırmak amacıyla ITO 'un Kandilli Cemile Sultan Korusu'n daki Sultan Köşk Restauranta gittik.
Genelde yazın ya da güzel havalarda eşimle beraber hem manzara seyretmek hem de güzel bir yemek yemek amacıyla sık sık geldiğimiz yerlerden birisidir.
Arkadaşlarımızında misafir öğrencilerini götürmek istedikleri bir yer arayışı içinde olduklarını öğrenince hemen aklıma bu güzel manzaralı yer geldi. Deydide doğrusu.
Hem de bana yazıya dökecek mekan çıkmış oldu:-) Aslında elimde daha önceden çekilmiş bir sürü fotoğrafı olupta bir türlü fırsatını bulup yazıya dökemediğim yerlerin başında diyebilirim , demek kısmet bugüneymiş :-)
Sultan Köşk Restaurant'ın üst bölümünde bulunan Seyir Tepesi'nin gördüğünüz gibi müthiş bir manzarası var , ama çok esintili bir yer yazın bile rüzgardan ürpertiyor , üzerinize birşey alıp dolaşmak gerekiyor.
Koru'nun diğer bölümünde bulunan Koru Restaurant'ının ve havuzun hakim olduğu manzara ise bir tarafta Boğaziçi Köprüsü diğer tarafta ise Boğaz'ın eşsiz güzelliği.
Sultan Köşk'ün iç manzarası gayet ferah , bir taraf Seyir Tepesi'nin yemyeşil çimen ve ağaçlarına , diğer taraf ise Boğazın İkinci Köprü bölgesine bakıyor.
Yemekleri hazırlandığı ve ızgaranın olduğu yer restaurant'ın içinde ve yapılanları görebiliyorsunuz. Tam anlamıyla Kebapların yoğunlukta olduğu bir menüye sahip bir yer ve ızgarada içerde olmasına rağmen kesinlikle üzerinize hiç bir koku sinmiyor , müthiş bir havalandırma sistemi yapmışlar . Sadece dışarı çıkınca anlıyorsunuz , çünkü dışarısı buram buram kebap kokuyor:-)
Bu kadar bahsettikten sonra yemeklerden bir demet yapmanın zamanı geldi sanırım :-)
Karışık Kebap
Közde Patlıcanlı Sultan Kebap
Adana Kebap
Tavuk Şiş
Yeşil Salata ( bu kadar eti ancak böyle bir salata yumuşatır :-) )
Ve son olarak Fırın Sütlaç.
Güzel bir akşamdı .
Sağlıcakla kalın.
Zeytinyağlı Pirinçli Çiriş

Yazı ve tariflerimi takip edenler , her sene bu zamanlar çıkan bu lezzetli otu bir kere olsun pişirdiğimi bilirler.
Daha önceki yazılarımda çiriş otu hakkında epey detaylı bilgiler vermiştim , kısaca hatırlatma gerekirse özellikle Doğu Anadolu bölgesinde dağ eteklerindeki karlar erimeye başlayınca kendiliğinden ortaya çıkan bir ot cinsi diyebilirim.
Sadece 1 ay gibi bir zaman diliminde sadece semt pazarlarında bulunabiliyor.
Maalesef çalıştığım için benim pazarlara gidebilme imkanım çok nadir oluyor , ama sağolsun abicim her sene bana bu güzel ottan alır , temizler , yıkar ve poşetlere birer pişirimlik olarak hazırlayarak bana verir , herkese böyle bir abi dilerim :-)
Bu sefer abimin denediği gibi pirinçli yaptım ve gerçekten pirincin çok yakıştığını görmüş oldum.
Malzemeler ;
- 1/2 kilo çiriş otu
- 1 büyük baş soğan ( ay şekilde doğranmış )
- 1 büyük boy domates ( yazdan dondurduğum bir bardak domatesi kullandım )
- 1 çorba kaşığı pirinç
- 1 kesme şeker
- istenildiği ölçüde zeytinyağı ve tuz
Soğanı zeytinyağında hafifçe solduruyoruz , üzerine domatesleri koyup kapak kapalı olarak bir müddet pişiriyoruz , daha sonra bir kaç parçaya böldüğümüz çirişleri , pirinci ve tuzunu ilave edip çok azda su ekleyip tencerenin kapağını kapatarak hafif ateşte pişiriyoruz. Çok sulu olmamasına dikkat edelim ,ama genede su gerekiyorsa sıcak ilave edilebilir.
Sağlıcakla kalın.
